Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’a hamd, Rasûlullah’a salât ederek Saygıdeğer Okurlarımı Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketiyle selâmlıyorum. Cumanız mübarek olsun

Corona-virüs can sağlığımızı tehdit etmekte ve bu tehdidi önlemek için alınan bazı tedbirler istemesek de maddi sıkıntılara neden olmaktadır. Geçmişte farklı sebeplerle ekonomik sorunlar yaşandı, bugün de sebep corona-virüs. Ama bu, meselenin görünen (zahirî) tarafıdır. Tıpkı ‘Sel baskını nedendir?’ sorusuna ‘Şiddetli yağış’ diye cevap verilerek zahirî bir sebep gösterildiği gibi. Ne var ki; her şeyin bir de görünmeyen asıl sebebi vardır. Zira hiçbir şey Allah’ın İradesi dışında değildir!

Makro ve mikro ekonomide yaşanan sıkıntıların da zahirî sebeplerinin ardında İlâhî İrade vardır. Daha açık ifadeyle; Allah dilemeseydi hiçbir ekonomik sorun yaşanmazdı! Nitekim “-Gaybın anahtarları Allah’ın katındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir Kitap’tadır.” (6/En’am-59) buyrulmuştur.

Şimdi tam bu noktada, bu ayda, bu mübarek Ramazan’da indirilmeye başlayan ve “Doğruyu yanlıştan ayırt edici/ettirici (Furkan)” vasfıyla “insanlığa yol göstermek için” indirilen (2/Bakara-183) Kur’an’ı tefekkür ederek hepimizin ondan ders alma vaktidir!

Bakınız Rabbimiz ne buyuruyor! “-Kim beni zikretmekten yüz çevirirse, şüphesiz geçimi (ekonomisi) çok dar olur ve biz onu kıyamet günü kör olarak diriltiriz. O kişi: ‘Rabbim! Beni niçin kör olarak dirilttin? Hâlbuki ben dünyadayken gören biriydim!’ der. (Allah) buyurur ki; İşte böyle! Sana ayetlerimiz geldi, ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!” (20/Tâ Hâ,124-126) Zikir hangi anlamıyla ele alınırsa alınsın, “zikirden yüz çevirmek” ifadesi doğrudan doğruya “Allah’tan yüz çevirmek” demektir. Peki, Allah’tan yüz çevirmek ne demektir?

Allah’ın varlığına inanıyorum” deyip, Allah yokmuş gibi yaşamaktır.

Meleklerin varlığına inanıyorum” deyip, Meleklerden utanmadan yaşamaktır.

Kur’an’ın Allah kelâmı olduğuna inanıyorum” deyip, hiç okumamak veya sadece ölülere okumaktır.

Peygamberim Muhammed (sav)’dir” deyip, O’nun Sünnetini umursamadan yaşamaktır.

Ahirete inanıyorum, ölüm var” deyip, ölmeyecek ve hiç hesap vermeyecekmiş gibi yaşamaktır.

Kadere inanıyorum” deyip, Allah’ın hayatımıza müdahale edebileceğini hesaba katmadan yaşamaktır.

Kısacası Allah’tan yüz çevirmek; imanın 6 şartını sadece ezbere bilip de imanın gerektirdiği gibi amel etmemek, yani mü’mince yaşamamak demektir. Elbette bunun da bir bedeli olacaktır! Yani kim Allah’tan yüz çevirirse Allah da ondan yüz çevirecektir. Zaten Rabbimiz; “-Siz beni zikredin ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin, nankörlük etmeyin!” (2/Bakara-152) buyurmuyor mu?

Biz Allah’ı yaratıcı olarak biliyor fakat isim, sıfat ve fiilleriyle yeteri kadar tanımıyoruz. Bilmeliyiz ki; O’nun en güzel isimlerinden (esmaü’l-hüsna) biri de “Kullarını madden-manen Daraltan” anlamına gelen “el-Kâbız”dır. Allah dinine hizmetle aziz kıldığı bir millet olduğumuz için bizleri seviyor, fakat bu sebeplerden dolayı ahirette azap etmek istemediğinden, yaşadığımız maddi-manevi darlıkları gazap olarak değil, kendimizi ıslah edebilmemiz için fırsat olarak karşımıza çıkarıyor. Yoksa Allah’ın aziz milletimize bir garazı yoktur!  

O halde; maddi sorun ve psikolojik buhranlarımızın zahirî sebeplerini ve çözüm yollarını ararken, diğer taraftan asıl sebepleri kendi nefsimizde aramalıyız. Yoksa “-BU GİDİŞ NEREYE?” (81/Tekvir-26) sorusu birgün hiç birimizin kendini kurtaramayacağı ağır bir sorguya dönüşecektir.

O halde; Allah ile ilişkilerimizi gözden geçirip kendimize acilen çeki düzen vermeliyiz! Bilmeliyiz ki; Allah’ın esmaü’l-hüsnasından biri de “Kullarını madden-manen Ferahlatan” anlamına gelen “el-Bâsit”tir. Biz gidiş yönümüzü Allah’a çevirirsek eğer, işte o zaman “-Kim Allah’a karşı saygılı (takvalı) olursa (Allah) ona mutlaka çıkış yolu gösterir.” (65/Talak-2) va’di gereği; “-(Allah takva sahibi) kimseleri beklemediği yerden rızıklandırır.” (65/Talak-3) buyurduğu üzere ekonomik refaha kavuşturacaktır. Yeter ki bizler her şeyin Allah’ın kontrolünde olduğunu bilip nefsimizi ıslah edelim! O zaman; “-Ey mutmain (huzura kavuşmuş) insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön! (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!” (89/Fecr, 27-30) ayetlerinde buyurulduğu üzere; iç dünyamızda huzur bulacak, ahirette de cennetlik olacağız inşaallah. Huzur ve cennetin maddi refahla kıyaslanmayacak derecede önemli olduğu izahtan vârestedir.

Çaremiz İhsan sahibi (muhsin) kul olmaktır. İhsan; Rasûlullah (sav)’in “-Sen Allah’ı görmüyor olsan da O’nun seni gördüğünü bilerek ibadet etmendir.” (Buhari İman 1) buyurduğu üzere; her zaman, her yerde, her halimizle Allah’la beraber yaşamaktır. İşte asıl zikir de bu ihsan bilincidir. Rabbimiz; “-Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı zikrederek huzur bulur.” (13/Ra’d-28) buyurmuştur. Sabun beden kirlerini nasıl temizliyorsa; zikir de her türlü kirli duygu ve düşüncelerle enfeksiyon kapan aklımızı, kalbimizi, kısacası vicdanımızı dezenfekte eden eşi bulunmaz bir ilaçtır. Öyleyse Allah’tan yüz çevirmekten vazgeçip yüzümüzü Allah’a çevirmeliyiz.

Zikri terk ederek kaybettiklerimizi ancak zikirle kazanabiliriz. Aksi halde kaybedenler kulübüne daha çook üye kaydolur..!

İrfan BAYIN

08 Mayıs 2020 Cuma: http://karabukmeydanhaber.com/allahin-bize-garazi-yok/

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir