Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’a hamd, Rasûlullah’a salât ederek Saygıdeğer Okurlarımı Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketiyle selâmlıyorum. Cumanız mübarek olsun

Kendimizi kötü hissettiğimizde, bebekler uyuyamayıp çok ağladığında “nazar değdi” diye “ağzı dualı” birine üzerimize 7 defa okutup üflettiririz ya hani! 

Hased; kişinin çeşitli nimetlerin başkasında olmasından rahatsız olup bunların sadece kendinde olmasını istemesi, “Ondaki onda değil bende olmalı” demesidir. “Nazar (göz) değmesi” de çoğunlukla güzellik, çocuk, servet, makam, şöhret gibi nimetlere haseddendir. Kişi muhatabına bu nimetler için hased ederse, gözlerine yansır. Bakışlar negatif enerji yaydığı için karşısındaki bedenen yorgun, psikolojik olarak yıpranmış hale gelir. Buna “negatif enerji yansıması” diyorlar. “Nazar değmesi” hakkında yapılan bilimsel (!) izah böyle. 

Şimdi “nazar duası” diye okunup üflenen ayetlerin indiği vahiy ortamına gidelim, “nazar duası” pardon “nazar ayetleri” okuyalım da “nazar değmesin” (!) Ama önce şu “Nazar Duası” (!) adlı ayetleri hatırlayalım; “-O kâfirler Kur’an’ı işittikleri zaman seni gözleriyle devireceklermiş gibi bakarlar. ‘Şüphesiz o bir delidir!’ derler. Oysa Kur’an âlemler için öğütten başka bir şey değildir.” (Kalem/Nûn, 51-52) Kalem Suresi Kur’an’da 68. sûredir. İniş sıralamasına göre ise ilk inen 5 sûreden biridir. “-Oku!.. Kalemle yazmayı öğretti.” (96/Alâk, 1-5) buyrulan ilk ayetlerden kısa bir süre sonra “-Kaleme ve yazdıklarına and olsun!” (68/Kalem-1) diye vahyedilmesi dikkat çekicidir. Zira Rasûlullah (sav)’in peygamberliğinin henüz ilk günleridir ve ortada Kur’an namına 20 sayfa bile yoktur. Müslüman sayısı da 40’ın altındadır. Hz. Ebu Bekir (r) ve Hz. Osman (r) gibiler istisna, Hz. Bilal (r), Hz. Sümeyye (r) gibi ilk Müslümanlar halkın garipleridir. Güçlü olanlar müşriklerdir ve hakaret, alay, ambargo ve işkencenin bini bir paradır Müslümanlara karşı. Rasûlullah (sav) de bundan muaf değildir. Üstüne deve işkembesi boşaltılmış, “deli, zürriyetsiz” gibi ağır hakaretler işitmiş, eziyetler çekmiştir.

“Nazar Ayetleri” işte böyle bir süreçte indirilmiştir. Yani bu ayetlerin vahyedildiği ortamda Rasûlullah (sav) de Ashâb-ı Kirâm da hiç de öyle bu çağda insanların birbirine hased ettiği vasıflara sahip değillerdi. Ne mal ve servet ne de makam ve şöhret sahibiydiler. Öyleyse “-Kafirler seni gözleriyle devireceklermiş gibi bakarlar..!” buyrulduğu gibi neden müşrikler bu kadar hased ettiler? Neden mi?

Katil olarak tuttukları Ömer, Rasûlullah (sav)’i öldürmeye gittiği halde öldürmek istediği Rasûlullah (sav)’de dirilip Hz. Ömerü’l-Fârûk (r)’a dönüşüvermişti. Bu nasıl olur diye kudurdular!.. Aslan avcısı şarapçı Hamza, Kâbe’de bir avuç Müslüman kılıçtan geçirileceği esnada, kendilerinden yana olacak diye beklerlerken, “-Ben de Müslümanım! Cesareti olan çıksın karşıma!” diye bir anda Hz. Hamza (r) olup da meydan okuyunca, bu nasıl olur diye kudurdular!.. Deve pisliği temizlettikleri zenci Bilal, Hz. Bilal (r) olup, panteon haline gelen Kâbe’deki sahte tanrıları moloza çevirip Kâbe’nin tepesine çıkarak “-Allahu Ekber” diye Mekke semalarını ezanla süsleyince, bu nasıl olur diye kudurdular!.. Çocuklarını diri diri gömen, sahralarda dansöz oynatan, kervanları soyan eşkıyalar; melekleri peşlerinden gezdiren birer yeryüzü yıldızına dönüşüverince, bu nasıl olur diye kudurdular!.. Bütün bunları babasız doğduğu için “Abdullah’ın yetimi” diye küçümsedikleri Rasûlullah (sav)’in 23 yıl gibi kısa bir zamanda başardığını görünce çıldırdılar, “-Muhammed delidir! dediler.” Oysa Rasûlullah (sav) aynaydı, O’na bakıp kendilerini gördüler; yani tam anlamıyla kendileri delirdiler. Kırmızı görmüş boğaya dönüp kinlerini gözlerinden kusarak O’nu yıkmak istediler.

Fakat burada bir incelik var! Onlar kinleri gözlerini yuvasından çıkaracak kadar pis bakınca, yani nazar edince, Rasûlullah (sav) “Bana nazar değdi, nazar ayetlerini üfleyeyim de nazarın tesiri geçsin!” demedi. Nazar ayetlerini kendi üstüne okumadı, bilakis Rasûlullah (sav) bu ayetleri okuyunca onlar devrilip yıkıldılar! 

Demek ki bu ayetler; öyle boy boy bebek resmi paylaşıp, çocuk gece huysuzlanınca da acil servise koşar gibi bir ‘hocaya’ gidip, “Hocaa!” diyerek küçümsediği kişiye bu kez “Mübarek Hocam” diye yalvarıp; “-Çocuk geceleri uyumuyor, nazardan çatlayacak! Mübarek ağzınızla nazar duası okuyup üfleyiverseniz..!” diye kurban edilecek ayetler değilmiş!

“-Kâfirler; ‘Bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız’ dediler!” (33/Fussilet-26) buyurulduğu üzere; sadece 8-10 sayfası okunurken gürültü çıkarıp ıslıklar çalarak susturmak istedikleri Kur’an, milyarlarca sînede iman olup da ta İstanbul’a, dünyanın her tarafına dalga dalga yayılınca işte asıl o zaman gözlerini kin bürüdü! Bugün de farklı değil! Çünkü Bayrak Şairi’mizin diliyle; “Ebu Cehil ölmedi, Ebu Leheb kıt’alar dolaşıyor!”

Demek ki bu ayetler; Fetih Sûresi okunarak büyütülen nesiller vesilesiyle İslâm gönülleri fethettikçe kininden çatlayanları, aziz milletimizin Müslüman olan-olmayan tüm mazlumların umudu haline geldiğini gören şer odaklarının çileden çıktıklarını gördükçe okunacak ayetlermiş. Tıpkı Nasr Sûresi  (izâcâe) gibi!

El-hâsıl, bu ayetler “nazar ayetleri” diye değil, “ZAFER AYETLERİ” diye okunacak ayetlerdir.

Ne buyuruyor Allah nazar ayetlerinin, pardon Zafer Ayetleri’nin sonuncusunda? “-Kur’an, âlemler için öğütten başka bir şey değildir.” Öyleyse müjdeler olsun! “-Onlar ağızlarıyla Allah’ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemese de Allah nûrunu tamamlayacaktır.” (61/Saff-8) buyrulduğu gibi, hiçbir güç dünyanın Kur’an’ın nûruyla aydınlanmasına engel olamayacaktır. Çünkü Allah’ın (haşa) yalan beyanı yoktur! 

 İrfan BAYIN

12 Haziran 2020 Cuma: http://karabukmeydanhaber.com/nazar-duasi-okuyalim-da-nazar-degmesin/

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir