Hayat, varolanlara anlam yükleme sanatıdır.” der, bir filozof… 

Şu çiçeği bir masaya koyalım. Etrafına da 4 kişi oturtalım. Bir bahçıvan, bir çiçekçi, bir genç âşık, bir de derviş…

Hepsine soralım; BU ÇİÇEĞİN ANLAMI NEDİR?

Bahçıvan; “-Ben bu çiçeğe çok emek verdim. Ektim, diktim, budadım, suladım, gübreledim, yetiştirdim. Bu çiçek benim için evlat gibidir…”

Çiçekçi; “-Ben esnafım. Bu çiçeğe 10 tl verdim. Kira ödüyorum, vergi veriyorum. Masrafı var. 5 TL kâr koyup 15 TL’ye satıyorum. Bu çiçek benim için kâr ettiğim bir ticaret malıdır…

Genç Âşık; “-Ben bir kıza aşığım. Ona sevgimi ifade etmem lazım. Bu çiçeği sevdiğim kıza verdiğimde ‘SENİ SEVİYORUM’ yazan bir mektup vermiş olacağım. Bunu verdiğimde elimden alırsa sevdiğimi anlamış demektir. Ondan sonra isterse solup gitsin. Bu çiçek  enim için okunması gereken bir mektuptur…”

Derviş; “-Cümle zerrât zâkirdir. Yerde gökte her şey O’nu zikreder. Bu çiçek de zikir çeker. Hâlik yaratmış. el-Musavvir ismiyle şekil, renk ve koku vermiş. Bu haliyle bu çiçek beni Yaratan’a tefekkür vesilesidir. Bu çiçek benim için bir tür mürşiddir…”

Görüldüğü gibi aynı nesneye aynı anda 4 ayrı kişi dört farklı anlam yükledi… Peki bu çiçek bu anlamların hangisini taşıyor?

a) Bahçıvanın yüklediği anlam
b) Çiçekçinin yüklediği anlam
c) Aşık gencin yüklediği anlam
d) Dervişin yüklediği anlam
e) Hiçbiri

Birçoğunuz “D” şıkkını işaretlediniz değil mi? Peki şimdi bir şey daha yapalım ve o dört kişinin hepsine yol verelim de gitsinler. Çiçeği kendisiyle baş başa bıraksınlar… Bu durumda siz hangi şıkkı seçtiyseniz o kişinin gidişiyle o anlam da buharlaşmış oldu… Hepsi gittiğine göre dört farklı anlamın dördü de buharlaşmış oldu… O zaman çiçeğimin hiçbir manası kalmadı, anlamsızlaştı, anlam boşalması yaşadı demektir… Allah Kur’an’da “Hikmet ehli” (Ülü’l-Elbâb) lisanından buyurur ki; “-Ey Rabbimiz sen hiçbir şeyi boş (anlamsız) yere yaramadın…” (3/Âl-i İmran-191) O halde bu çiçeğin o 4 farklı anlam yükleyen kişilerin (ve diğer farklı kişilerin) yüklediği anlamdan bağımsız ve ona hiç kimse bir anlam yüklemese dahi var olan bir anlamı olmalı değil mi..!

İşte bu anlama HİKMET diyoruz. Hikmet ise ANLAM YÜKLEMEK değildir, bilakis Hikmet; VAR EDENİN YÜKLEDİĞİ ANLAMI KAVRAMAKTIR. Eğer biz bu çiçeğin hikmetini kavrıyor, kavrayabiliyorsak, o zaman biz çiçeğe değil, ÇİÇEK BİZE ANLAM YÜKLEMİŞ demektir…

Eğer biz sürekli varlıklara bir anlam yüklüyorsak, o varlığı temellük etmişiz demektir ki bu asla mümkün değildir. Çünkü her varlığın mülkü onu Vareden’e aittir. Kaldı ki bir varlığa, hele bir insana anlam yüklüyorsak onun değeri yüklediğimiz anlamı taşıdıkça vardır. O anlamı taşımadığı, taşıyamadığı zaman, biz yüklediğimiz anlamdan o insanı yalıtmış oluruz ve onun varlığı artık hükümsüz olur. Halbuki hiçbir insan hükümsüz değildir.

Eğer biz varlıklara anlam yüklemek değil de varlıkların bizden bağımsız anlamını/hikmetini kavrayıp ondaki anlam/hikmet ile kendimizi donatıyorsak, bizim varlığımız, o varlığı Vareden’in nezdinde bir anlam/değer kazanmış olur. Zira Allah kimi severse onu Hikmet ehli yapar… Mesele uzun, fakat burada nokta koyup bitirmek uygun…

İrfan BAYIN

21 Mart 2020 Cumartesi (26 Recep 1441)

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir