Bir hadise göre 124 bin peygamber gönderilmiştir. Varsayalım ki birilerinin iddia ettiği gibi bu hadis uydurma olsun! Ancak 25 + 3 peygamberin adının doğrudan Kur’an’da bildirildiği inkârı kabil olmayan bir hakikat! Hatta malum olduğu üzere Hz. Nuh (as), Hz. Hûd (as), Hz. İbrahim (as), Hz. Yusuf (as), Hz. Yunus (as) gibi birkaç peygamberin adı aynı zamanda birkaç sûrenin ismidir. O halde Allah’ın insanoğluna en azından 25 peygamber gönderdiği ve Kur’an’da bu peygamberlerden isim ve mücadeleleriyle bahsettiği noktasında sorun yok. Şimdi birkaç soru soralım.

Peki, Allah her seçtiği peygamberine kitap indirmiş midir? Cevap: Hayır.

Peki, Kitap indirilen peygamber sayısı mı daha çoktur indirilmeyen mi? Cevap: “Suhuf” da dâhil, kitap indirilen peygamberlerin sayısı, kitap indirilmeyen peygamber sayısından daha azdır. 

Peki, Sünnet nedir? Cevap: Genel anlamda sünnet bir peygamberin özelde Rasûlullah (sav)’in fiil, söz ve takrirlerinden oluşan örnek hayatı demektir.

Şimdi asıl sorumuzu soralım:

Madem “Kur’an bize yeter!” deniyor, öyleyse kendisine kitap gönderilen her peygamberin ümmetinin kendilerine gönderilen kitapla yetinip, kitabın kendisiyle gönderildiği peygamberin sünnetini gerekli görmeme “hakkı” (!) var demektir. Bu durumda kitap gönderilmeyen peygamberlerin ümmetini bağlayıcı olan neydi? Madem ortada bir kitap yok, sünnetler de bağlayıcı değil, bu durumda kitap gönderilmeyen peygamberlerin ümmeti nelerle sorumlu kılındı, ne ile amel etti?

Denirse; “Bu peygamberler kendisine kitap gönderilmiş olan bir önceki peygamber ve ona gönderilen kitabı tebliğ etmekle mükellefti.” Deriz ki; Allah’ın gönderdiği ilk kitap Tevrat idi. O zaman Hz. Musa (as)’dan önceki peygamberler ne yapmıştı?

Denirse; “Hz. Musa (as) ile Hz. Davud (as) arasındakiler Tevrat’ı tebliğ etmekle, Hz. Davud (as) ile Hz. İsa (as) arasındakiler ise Zebur’u tebliğ etmekle mükellefti.” Deriz ki; Tevrat Hz. Musa (as) vefat ettikten sonra daha 20 gün geçmeden tanınmaz hale gelecek kadar, Kur’an’ın ifadesiyle tahrif edilmiş, hatta kendisi hayatta Hz. Harun (as) da başlarında olduğu halde altından bir buzağı heykeli yapan Samiri’nin peşinden gitmeye kalmışlardı. Bir peygamber zaten kendisinden önceki kitap tahrif edildiği için gönderilir. Bir peygamber tahrif olmuş kitabı tebliğle sorumlu kılınır mı hiç? Put kıran Hz. İbrahim (as)’ın inşa ettiği Kâbe’nin Hz. Musa (as) ve Hz. İsa (as)’a rağmen nasıl put deposu haline geldiğini de ayrıca sorarız ki işler daha da giriftleşir.

Demek oluyor ki Allah; kendilerine değil kitap, bir not kâğıdı bile indirmeden görevlendirdiği peygamberlerin kavimlerini/ümmetlerini sadece ve sadece o  peygamberlerin sünnetlerine uymakla sorumlu tutmuş, o peygamberlerin sünnetlerine uymayanlar ise helak ile karşı karşıya kalmışlardı.

Sözümüzü şöyle bağlayalım; kitap verilmeyen peygamberlerin bizzat kendileri yani sünnetleri o ümmetler için bağlayıcı oluyor da; bir Rasûlullah (sav)’in sünnetinin bağlayıcılığı mı Rasûlullah (sav)’e ve ümmetine çok görülüyor?

Efendim sünnetin bağlayıcılığını kabul ediyoruz. Bizim buna itirazımız yok! Biz hadislerin içine uydurmalar karıştığı için…” denirse; onun cevabı için Usûl-i Hadis İlmi gerekir. O da ancak bu sorulardan başarıyla geçilmesi durumunda bir üst sınıfta saygın hocalarımız tarafından bihakkın verilmektedir! 

Sünnete bağlılığı olup da gücü yettiği kadar uymaya çalışanlara; es-selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh… Gerisine sözüm; ve’s-selâmü alâ meni’t-tebea’l-hüdâ

İrfan BAYIN

05 Ekim 2020 Pazartesi

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir