Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’a hamd, Rasûlullah’a salât ederek Siz Saygıdeğer Okurlarımı Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketiyle selâmlıyorum. Cumanız mübarek olsun

Bazı muhitlerden “Kur’an’da Kadir Gecesi dışında mübarek gece yoktur!” diye açıklamalar yapılıyor. Halkımız da kandil gecelerini yaşayarak bugünlere geldiği için bu söylemler zihin karışıklığına neden oluyor.

“Kur’an’da Mevlid Kandili yoktur!” sözü usûle aykırıdır. Örneğin “Kur’an’da deprem var mı?” sorusu “Evet” diye cevaplanır. Peki, Kur’an’da ‘deprem’ kelimesinin geçmesi ne anlama geliyor? İlahi bir azap mı? Jeolojik bir bilgilendirme mi? Bir ibret mi? gibi sorular sorulmazsa “Kur’an’da deprem kelimesi var.” demek bir anlam taşımaz. Kur’an ansiklopedi mi ki fihristine bakıp aranan madde bulunsun! Tefsir Usûlü bilmeden Kur’an’a böyle yaklaşılırsa; “Her Ebû Leheb adı taşıyan çocuk büyüdüğünde ona benzeyecek diye kural yok!” şeklinde bir akıl yürütmeyle “Kur’an’da var” diye çocuğa Ebû Leheb adını veren de çıkar! Tersi de mümkün; “Kur’an’da yok” diye hoparlörle ezan okunmasına karşı çıkanlar olduğu gibi!

Bir şeyin “Kur’an’da olmaması” başka, “Kur’an’a aykırı olması” başkadır. Örneğin; Kur’an’da minare yoktur. Öyleyse minare yapmayacak mıyız? Doğru soru şudur; “Minare yapmak Kur’an’a aykırı mı?” Hayır. Öyleyse caizdir, Kur’an’a uygundur. Bu kadar!

Kur’an’da yok diye bir şeyi reddetmek Sünnet’e de aykırıdır. Kur’an’ı en iyi bilen Rasûlullah (sav); “-Dikkat edin! Sizden birini emrettiğim veya yasakladığım bir husus kendine ulaştığında koltuğuna yaslanmış hâlde; ‘Biz Allah’ın kitabında bulduğumuza uyarız’ derken bulmayayım!” (Tirmizî İlim 10) buyurmuştur. Bu hadise de “kılıf uydurmak için uydurulmuş” diyebilirler. Şaşmayız! 

 “Sünneti reddetmiyorum ama Mevlid Kandili Sünnet’te de yok!” diyen de var. Hadis Usûlü’ne girmeden söyleyelim. Evet, Rasûlullah (sav) doğum gününün kutlanmasını emretmemiştir. Daha doğrusu bu hususta bir beyanı yoktur. Ashâb-ı Kirâm da kutlamamıştır, Tâbiûn nesli de. Mevlid Gecesi Rasûlullah (sav)’in vefatından 350 yıl sonra çıkmıştır. Peki, hakkında bir nass bulunmadığına göre kanaatimiz ne olacak! Bunun için önce; “Mevlid Kandili Kur’an ve Sünnet’e aykırı mı? Rasûlullah (sav)’in vefatından 3.5 asır sonra neden ortaya çıktı? Zamanın âlimlerinin buna itirazları oldu mu?” şeklinde doğru sorular sorulmalıdır.

Rasûlullah (sav)’in doğum gecesini ihya geleneği Mısır’da kurulan Şiî Fâtımîler zamanında başlamıştır. Soyca kendilerini Hz. Ali (r) ve adı üstünde Hz. Fâtıma (r) üzerinden Rasûlullah (sav)’e dayandıklarını ispat ihtiyacı duymuşlardı. Ama asıl önemli olan şu: Bölgede yoğun olan Hıristiyanlar Hz. İsa (as)’ın doğum gününü kutluyorlardı. (Tabi kilisede dinlerine göre, şimdiki gibi sapkın eğlencelerle değil!) Müslümanlar da; “Hz. İsa (as)’a biz de iman ediyoruz, Ona Hristiyanlardan daha layığız. İslam’a uygun olarak Hz. İsa (as)’ın doğumunu biz de kutlayalım!” gibi bir fikir ortaya koymuşlardı. Siyasi otorite bunu “Hıristiyanlaşma riski” olarak görmüş ve (Mekke’nin fetih kutlamalarının yılbaşı eğlencelerine alternatif yapıldığı gibi) Rasûlullah (sav)’in doğum gecesini “Hıristiyanlardan farklılığa vurgu” olarak öne sürmüştü. Eyyûbîler ise birçok kutlamayı kaldırdığı için ahali Mevlid Kandili’ni evinde kutlamaya devam etmişti. Ancak Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin kayınbiraderi Muzafferüddin Kökböri (1190-1233) Mevlid Gecesi’ni büyük törenlerle kutlamayı yeniden başlatmıştır.

Dönemin şartları gereği bazı âlimler “İslam’a sonradan girme (Bid‘at)” gerekçesiyle karşı çıkmışsa da Ehl-i Sünnet ve Şiî âlimlerin büyük çoğunluğu asırlarca Mevlid Kandili’ni kutlamayı farz veya sünnet değil “Câiz” olarak görmüşlerdir. Kutlama biçimleri farklılık arz etse de Selçuklular ve Osmanlılar devirlerinde de kutlanmış, Vahhâbî Suudi Arabistan hariç İslam dünyasının her yerinde gelenek olarak bugün de kutlanıyor. Karşı çıkan az sayıdaki âlim ise Mevlid Gecesi’ne değil; kendi dönemlerinde kadın-erkek karma ortamda çalgı eşliğinde zikir gibi gayr-ı meşru kutlama tarzlarının Mevlid Gecesi bahanesiyle yapılmasına karşı çıkmışlardı! (Bkz: Ahmet ÖZEL, “Mevlid” Mad. TDV İslâm Ansiklopedisi, Ankara: 2004, c. 29, s. 474-479)

 Mevlid Gecesi kutlamanın amacı Rasûlullah (sav)’i anlayarak anmaktır. Yaşadığımız bunalım çağında hayata huzur veren ilkelerine dair farkındalığa vesile olmasıdır. Başta camiler olmak üzere çeşitli mekânlarda halkımızın Peygamber sevgisi ortak paydasında daha çok bir araya gelmesine imkân sağlamasıdır.

Diğer yandan aklı başında hiçbir Müslüman Mevlid Kandili’ne Kadir Gecesi ayarında bir kutsiyet, ‘bin aydan daha hayırlı gece’ anlamı yüklemez. Sakıncalı olan Mevlid Gecesi değil; mevlidhanların “Nur kundak içinde yatar Muhammed” nameleriyle ağlayıp da Rebîu’l-evvel’in 13. gününden ertesi sene Rebîu’l-evvel’in 12’sine kadar 353 gün Rasûlullah (sav)’in ümmetinden değilmiş gibi yaşamaktır! Zira Rasûlullah (sav) senede bir gün doğumuna sevinmekle yetineceğimiz bir ‘hacı amca’ değil, hayatımızın tüm zaman ve mekânlarında, her alanda rehberimiz, daimi ve doğal liderimizdir…

Son olarak şunu soralım. Aziz milletimiz ve din kardeşlerimizin asırlar boyu yaşayıp yaşattıkları Mevlid Gecesi konu olunca “Kur’an’da yoktur” diye ‘Kur’an hassasiyeti’ gösterenler; aynı hassasiyetle “Kur’an’da Anneler, Babalar, Sevgililer (hatta) Matem Günü var mı?” diye soruyorlar mı? Mesele bu günlere karşı olup olmamak değil, “Kur’an’da var/yok” şeklinde bakanların çelişkisine dikkat çekmektir. Bu bakımdan bunları da gündeme getirmelerini ve aynı Kur’an hassasiyetiyle de apaçık cevaplar vermelerini bekliyoruz.

Bu vesileyle tüm Saygıdeğer Okurlarımın inşaallah 28 Ekim Çarşamba günü idrak edeceğimiz Mevlid Kandili’ni tebrik eder, Rasûlullah (sav)’i hayatımızda daha fazla örnek almaya vesile olmasını dilerim.

İrfan BAYIN

23 Ekim 2020 Cuma: https://www.karabukanahaber.com/yazarlar/irfan-bayin/isl-mda-mevlid-kandili-var-mi/499/

 

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir