İmanla, Edeble, San’atla konuşan kapı…

BİR: Bu kapıda İMAN var

Allah daralan kalplere inşirah (ferahlık) veren, her kapıyı açandır” manasına gelen el-Fettâh ism-i celilinin başına “Yâ” seslenme sözü (nida edatı) konularak kapıya  “yâ Fettâh” yazılmış…

Bu zikri kapıya yazmakla aslında hane sahibi, kapıyı çalanlara “Ey Misafir! Bu kapıyı Allah’ı zikrederek çal, bu kapıdan Allah’ı zikrederek gir, bu hanede her şey Allah’ın adıyla başlar, bu kapı sana ancak Allah’ın adıyla açılır…” mesajı vermiş olur. Kapıyı çalan da hane sahibine “Ben size Allah’ın izniyle geldim, Allah’ın izniyle benden size zarar gelmeyecek…” mesajıyla kapıyı çalmış oluyor… İmanla çalınan kapı, imanla açılıyor… Tabi çıkarken de bu zikir okunarak kapı çekiliyor…

İşin özü; bu kapı hiç kimseye kapalı değildir, zira her kapı Allah’ındır, yeter ki Allah ile gel, Allah ile gir, Allah ile otur, Allah ile ikram gör, Allah ile git…

Kısacası; edeble gelen lütufla gider

Yâ fettah diye çalınan, yâ Fettâh diye açılan kapıdan girilen evde huzursuzluk ve gerginlik olmaz, boş laf konuşulmaz, zaten konuşma olmaz muhabbet olur. Her muhabbet bir konuşmadır, ama her konuşma muhabbet değildir! Konuşmak başka, muhabbet başka azizim!

İKİ: Bu kapıda EDEB var

Kapıda “Yâ Fettâh” yazan iki tane kapı tokmağı/halkası var. Ancak soldakinin çapı diğerine göre daha küçük, sağdakinin çapı diğerine göre daha büyük. Bunun bir manası var elbette. Kapıya gelen kişi bir hanımefendi ise soldaki küçük halkayla, bir beyefendi ise sağdaki büyük halkayla kapıyı çalar. Hane sakinleri de halkalardan çıkan sesin hangi halkadan çıktığını ayırt eder.

Eğer küçük halka ile vurulmuşsa kapıyı evin hanımı açar. Çünkü gelen bir hanımefendidir, hanımefendiyi hanımefendi karşılar ve namahrem olan evin beyi ile kapıda karşılaşmaz.

Eğer büyük halka ile vurulmuşsa kapıyı hane reisi olarak evin beyi açar. Çünkü gelen bir beyefendidir, beyefendiyi beyefendi karşılar ve namahrem olan evin hanımıyla kapıda karşılaşmaz.

Edep paha biçilmez hazinedir. Hazineler de çok kıymetli olduğu için korunur, ziyan edilmez. Edeb denen hazine kaybolmuşsa fert de toplum da iflasa sürüklenmiş olur. Ne demiş Sûfî;

Edeb bir tâc imiş ol Nûr-i Hüdâ’dan / Gey ol tâcı emin ol her belâdan

ÜÇ: Bu kapıda SAN’AT var, estetik var, maddi-manevi genişlik var, ferahlık var… Daralan kalplere ŞİFA var…

Ne’yi kaybettik biz ve kaybettiğimiz o şeyin kaybı nedeniyle neleri kaybettik! Bir şey koptu bizden… şey; her şeyi tutan bir şey…

Rabbim edebli olmayı, edeble yaşamayı, edebin en pahalı hazine olduğunu bilerek sahip çıkmayı nasib eylesin inşaallah…

İrfan BAYIN

03 Kasım 2020 Salı (İlk Yazım: 03 Kasım 2019 Pazar)

NOT: Tam bir yıl önce sosyal medya sayfasında bu kapının resmşni paylaşarak fakirin bu satırları kaleme almasına vesile olan Sn. Metin YALÇIN Bey Üstadıma bu vesileyle buradan teşekkürlerimi sunuyor, selam ediyorum.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir