Bismillâhirrahmânirrahîm. Allah’a hamd, Rasûlullah’a salât ederek Saygıdeğer Okurlarımı Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketiyle selâmlıyorum. Cumanız mübarek olsun

İnşaallah yarın isra ve miraç gecemize kavuşacağız. Mucize; Mekke’den Kudüs’e gece yürüyüşüyle başlamıştı. “-Ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulu (Muhammed)’i bir gece Mescid-i Haram’dan etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya yürüten Allah’ın ne şanı yücedir. Muhakkak O, hakkıyla işitendir, görendir.” (17/İsrâ-1) ayeti bu kısmı “gece yürüyüşü” anlamına gelen İsra diye adlandırılmıştı. Yürüyüş Kudüs’te bitmiş, artık Allah’a yükseliş başlamıştı ki; Miraçyükseliş” demekti. Rabbimizin daveti Rasûlullah (sav)’in de icabetiyle Öven’le (el-Hamid) Övülenin (Muhammed), Sevenle Sevilenin vuslatıydı bu yükseliş… Kutlu Misafir’in Yüce Makam’a “pazarlıksız” seferiydi Miraç…

“Miraç bedenen mi gerçekleşti ruhen mi?” tartışmasına girmiyorum. “-Muhammed dediyse doğrudur!” diyen Hz. Ebu Bekir (r) de bununla hiç ilgilenmemişti. Zaten ilgilenmediğinden “Sıddık” unvanını bu gece verilmişti. Miraç imanda sadakat imtihanıydı, o da kazandı. Öyleyse adımızın ‘Sıddıkiyet’ makamındakilerle yazılabilmesinin fırsatı olan miracın faziletiyle değil de keyfiyetiyle meşguliyet yükseliş değil düşüştür. Ben isra ve miracı yaşandığı mekân ve zaman açısından değerlendirmek istiyorum.

Bu mucize; Mekke’den Kudüs’e, Kâbe’den Mescid-i Aksâ’ya gece yürüyüşüyle başlamıştı. Bugün ne Kâbe Rasûlullah (sav)’in bıraktığı gibidir, ne de Mescid-i Aksa! Dünyayı kasıp kavuran COVID-19 virüsüne karşı tedbir gereği Kâbe bomboş, Mescid-i Aksa ise bir başka virüs olan Siyonizmin esiri! Dünya bu zulme sessiz, Müslümanlar etkisiz! Elbette hastalıklar imtihandır ve tedbir alınması şarttır. Ancak Allah dilemese böyle bir imtihan olmaz, tedbire de gerek kalmazdı. Yine 8 milyonluk Siyonistler karşısında 2 milyar nüfusla dünya Müslümanları da bu kadar aciz olmazdı! Öyleyse bu gece bize tefekkür etmek için bir fırsat olmalıdır. “Acaba Allah Kâbe’den virüs nedeniyle bizi uzaklaştırdı mı? Allah’ın Müslümanlara garazı olmadığı halde acaba Mescid-i Aksa niçin iki milyar Müslümanın değil de sekiz milyonluk İsrail’in elinde?” diye düşünmeli Kudüs Davamıza sahip çıkmalı ve neslimize de anlatmalıyız… (Diyanet; “81 İlde 81 Bin Genç İle Kudüs İçin Duadayız” etkinliği ile Miraç kandilinde Kudüs Davası için bir etkinlik düzenlemişti. Ancak corona-virüs tedbirleri çerçevesinde iptal oldu.)

Bu mucizenin zamanlaması da manidardır. Allah Rasûlullah (sav)’e peygamberliği Hira’da değil bizzat huzurunda verebilirdi. Yani Kadir Gecesiyle Miraç gecesi bir olabilirdi. Fakat ikisi arasında 12 yıl var. Rasûlullah (sav)’in peygamberliğinin 12. yılı Hüzün Yılı’ydı. Himaye eden amcası ve can yoldaşı Hz. Hatice (r) vefat etmişti. Müşrikler koruyacak kimsesi kalmadığını fırsat bilip O’na ve Müslümanlara yapmadıklarını bırakmıyorlardı. Bir umutla gittiği Taif’ten de yaralarla dönmüştü. Yetimler eziliyor, kadınlar sömürülüyor, köleler perişan ediliyordu. Omzundaki yük ağırdı. Sahabe “-Halimiz ne olacak!” diye medet bekliyor, ama elinden birşey gelmiyordu. Kendisine namaz kılmayı çok gördükleri Kâbe’ye sığınmış, “Ben artık bittim ya Rabb!” dercesine halini Allah’a arz ediyordu ki; Cebrail (as) gelip, “-Kalk Muhammed gidiyoruz!” diyerek adeta Allah’tan “-Yettim kulum!” mesajını getirmişti…

Bugün biz de kendi iç dünyamızda, ailemizde, ülkemizde ve küresel ölçekte maddi-manevi sorunlarla boğuşmaktan boğulacak durumdayız. Aile çürüyor, dijital mafya neslimizi buhran anaforuna sokuyor, aziz milletimizin istiklâli tehdit ediliyor. Bunları yok etmeye çalışan kahramanlarımızı şehit veriyoruz, Milletçe bağrımız yanıyor. Depremlerle sarsılıyor, corona-virüs illetiyle mücadele ediyoruz. En önemlisi hayat damarı camilerimiz, en büyük hediyesi namaz olan isra ve miraç gecesinde sağlık tedbirleri kapsamında kapatılmış durumda. Kısacası imtihan üstüne imtihan yaşıyoruz. Bunlar hepimizin iç dünyasında psikolojik travmalar yaşatıyor. Kısaca “Biz bittik artık ya Rabb!” diyecek hale gelmiş haldeyiz!

Bizim isramız Mekke’den Kudüs’e değil. Sokaklardan evlere, kalabalıktan aileye! Miracımız Mescid-i Aksa’dan Sidratü’l-Müntehâ’ya, evden camiye değil. Camilerden eve! Bineğimiz Burak, rehberimiz Cebrail (as) değil. Bineğimiz seccade, yol arkadaşlarımız anne, baba, eş ve çocuklarımız… Secde Allah’ın huzuruna çıkmaktır. Rasûlullah (sav) de müşriklerin zulmünden dolayı Kâbe’de secde ederek çıkamadığı Huzur’a miraçla doğrudan çıkmamış mıydı? Biz de corona-virüs sebebiyle camide secdeye eremediğimiz Huzur’a seccademizi Burak yaparak çıkacağız inşaallah. Eğer isra ve miraç gecesinde durumumuzu ve sebeplerini doğru analiz eder, mesajları alır, nefsimizi ıslah ve tevbe sürecine girersek, maveradan yankılanan “Dayanın kullarım yettim!” diye o kurtuluş müjdesini bizler de inşaallah işitiriz…

Tüm Saygıdeğer Okurlarımın, aziz milletimizin ve âlem-i İslâm’ın isra ve miraç gecesini kutlar; af ve kurtuluşumuza, umduklarımıza nail oluşumuza ve sevdiklerimize kavuşmamıza vesile olmasını en içten dualarımla niyaz ederim…

20 Mart 2020 Cuma

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir