Diyanet İşleri Başkanımız Sn Prof. Dr. Ali Erbaş Beyefendi okuduğu hutbede; Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda zina, eşcinsellik ve bilumum ahlaksızlıkların toplumları ifsad esen en büyük belalardan biri olduğunu ifade ettiler. Buna mukabil Allah düşmanları da suç duyurusında bulundular, eşcinselliğin bir insan hakkı (!) olduğunu iddia ettiler. Sn Başkanımızın şahsında “ASIRLAR ÖNCESİNDEN GELEN SES” demek suretiyle aslında asıl hedeflerinin Sn ALİ ERBAŞ Bey değil, doğrudan İslam’ı, Kur’an’ı ve Rasûlullah (sav)’i hedef aldıklarını pervasızca ortaya koydular.

Aziz Milletimiz ise; Anadolu İrfanı ile mücehhez bir millet olduğunu bir kez daha ortaya koydu ve Diyanet’e dair her türlü eleştirilerini paranteze alarak meselenin bir kurum olarak Diyanet olmanın ötesinde bir İSLAM DAVASI ve bu davaya sahip çıkmak olduğunu kavramakta gecikmeden hukuk çerçevesinde en sert tepkisini ortaya koydu. Bu tepkiler de devletin zirvesinde makes buldu ve Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN Beyefendi “Diyanet İşleri Başkanı’mız ne diyorsa doğrudur, Diyanet’e saldırı devlete saldırıdır.” diyerek Sn ALİ ERBAŞ Bey Hocamıza ve şahsında İslam Ahlak nizamına sahip çıktığını sarahatle dile getirdiler… Rabbim Aziz Milletimize ve devletimize zeval vermesin…

Ancak; her nimetin şükrü kendi cinsinden olduğu gibi her amelin karşılığı da kendi cinsinden olmalıdır… Zaten Ceza kelimesi, Arapça’da birşeye karşılık vermek demektir.

Bu çerçeveden bakıldığı zaman; ASIL TEPKİMİZ ne olmalıdır…

Bizim asıl yapmamız gereken HİCRET’tir. Fakat bir hadise göre “Fetih’ten sonra hicret yoktur.” (Buhari, Cihad, 1) Kaldı ki Bayrak Şairimiz Merhum Arif Nihad ASYA;

Mekke’de bunalırsan
Medine’ye göçerdin
Biz bu dünyadan
Nereye göçelim ya Muhammed!
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor.
Diller, sayfalar, satırlar
Ebu Leheb öldü diyorlar
Ebu Leheb ölmedi ya Muhammed!
Ebu Cehil kıt’alar dolaşıyor… demişti.

Bugün Medine bile kendisinden hicret edilmesi gereken bir hale gelmiş durumda. O halde biz nasıl ve nereye hicret edeceğiz…

Rasûlullah (sav) bir hadis-i şeriflerinde;

“-ASIL MUHACİR, ALLAH VE RASÛLÜ’NÜN YASAKLADIĞI HERŞEYİ TERKEDENDİR” (Buhari, İman, 4; Nesai, İman, 9) buyurmuştur.

İşte biz bugün Allah’ ın Kur’an’da buyurduğu üzere; ALLAH’A KAÇACAĞIZ, ALLAH’A HİCRET EDECEĞİZ…

Haramlardan Helallerle…
Yasaklardan emirlere…
Reziletlerden faziletlere…
Kepazeliğin mezbeleliğinden Ahlakın menbaına…

Şimdi alıp elimize TV. kumandasını; bu kepazelikleri gram gram yıllar içerisinde azar azar zihnimizde, evimize sokarak yerleştirmeye çalışan, nefsimizi ve neslimizi ifsad eden ne kadar TV Kanalizasyonu varsa hepsini birer birer uydumuzdan silmeliyiz.

Şimdi okuduğumuz gazeteleri gözden geçirip; “ama ben sırf filan yazarın köşe yazısı için alıyorum” gibi bahaneler üretmeden, ciklet reklamı için kadını çırçıplak soyup ifşa eden o gazeteleri birer birer yakmalıyız…

Şimdi geçip İnterneti başına neslimizi DİJİTAL mafyanın tuzağından kurtarmak amacıyla ne kadar ahlaksız site varsa hepsine ambargo koymalıyız…

Şimdi açıp sosyal medyada arkadaş listemizi, ne kadar ahlaksız ilişkiler peşinde gezen kişi varsa, ne kadar zulme sessiz kalan varsa hepsini teker teker diskalifiye etmeliyiz…

Zira bataklığı kurutmadıkça sinek avlamak abesle iştiğaldir…

Unutmamalıyız ki; üzüm üzüme baka baka kararır…

Bakınız Rasûlullah (sav) ne buyuruyor;

İsrailoğullarından bir adam bir yerden bir yere giderken yolda bir arkadaşına rastlar. Arkadaşı o an için Allah’ın haram kıldığı bir işle meşguldür. Onu Allah rızası için “Bu yaptığın kötü işi terket!” diye ikaz eder ve yoluna devam eder. Bir zaman sonra geri dönerken aynı kişiyi aynı işi yaparken bulur. Ona “Ben seni Allah için uyarmadı mı? Niçin haramı terk etmedin?” diye çıkışır. O da “Evet bu yaptığım haramdır, biliyorum. Ama sor bakalım neden yapıyorum?” der. O da sorar. Haram işleyen kişi de yaptığı kötü işi neden yaptığına dair mazeretler sıralamaya başlar. Bu defa onu ikaz eden kişi ona hak vermeye başlar ve kendisi de o harama ortak olur. Öyleyse sizden biri bir kimseyi en fazla iki kez ikaz etsin. Eğer vazgeçiyorsa onu terkedip gitsin. Aksi halde kendisi de o harama bulaşır..

İşte Nebevi ikaz..!

Bizler erkekten dönme sözde-sanatçıların “ne büyük sanatçı” (!) olduğunu duya duya, şarkılarını dinleye dinleye, bize sempatik (!) gösterilmesiyle yavaş yavaş zehirlendik…

Bizler dolandırıcılık konusunda sözümona komedi filmleriyle “sor bakiyim niye yaptım” diye diye sahtekarlığı içselleştirdik…

Şimdi bu ahlâksızlık ötesi LGBT ahlaksızlığın karşı, Büyük Mütefekkir Merhum NUREDDİN TOPÇU gibi İSYAN AHLAKI ile kuşanarak bir AHLAK İSYANI başlatmak zorundayız…

Aksi halde sadece hasdak oluşturmakta yetinmek le bu işin kökü kazınmaz. Covid-19 bir uyarıdır azap değil. Eğer biz bu ahlak cihadını vermezsek işte o zaman azap kaçınılmaz olur. Nitekim Allah;

“-Biz bir ülkeyi yok etmek istediğimiz zaman, oranın şımarık azgınlarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık orası yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.” (17/İsra-16) buyuruyor.

Ya EMR-İ Bİ’L MA’ RUF ve NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER ya Helak…

Allah hakkıyla görevini yapanlardan eylesin, helak olmaktan muhafaza eylesin, yaşarken de ölürken de alnı ak yüzü pâk olanlardan kılsın…

29 Nisan 2020

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir