Diyebilirsiniz ki “-Bu Vaiz Bey de her tür kutlamaya illa bir itirazda bulunuyor…”

Evet anlıyorum, cennetin ayakları altında olduğu o mübarek annelerimize olan muhabbetimiz, o muazzam sevgimiz dolayısıyla, kimin ne maksatla icad ettiğini umursamadan Anneler Günü kutlamaları yapıyor, hediyelerle gönüllerini ve dualarını almaya çalışıyoruz… Hele benim gibi annesiz yaşayanlar için Anne duası almak, hele hele ŞEHİD ANNELERİ için, Aziz Milletimizin evlatlarınca hatırlanmak söz konusuysa bunun anlam ve önemini anlatmaya güç yetmez…

Bu masum duyguya hiç kimse hiç bir itirazda bulunamaz…

Annesini sırtına alıp, iğne atılsa yere düşmez denecek bir izdihamda Kabe’yi tavaf eden ve ettiren bir Sahabi, Rasûlullah (sav) Efendimiz’e rastlayınca; “-Annemin üzerimdeki hakkını ödemiş oldum mu?” diye sormuştu. Efendimiz (sav) ise; “-Hayır! Ananın doğum esnasında çektiği acılara karşı dile getirdiği bir tek ah çekmesini dahi karşılayamadın!” (Buhari, Edebü’l-Müfred, 6) buyurmuştu…

Bu Nebevi ahlak ile yetişen Aziz Milletimizin her bir asil ferdi elbette anne ve babasını baş tacı edecek, her vesileyi fırsat bilip o mübareklerin dualarını almak ve gönüllerini kazanmak için gayret edecektir.

Bundan daha doğal ne olabilir. Zaten itirazımız da yok, olamaz da… Kürsülerde bu meseleleri en ince detayına kadar anlatan bir vaiz olarak buna itiraz etmek demek kendimle çelişmem demektir.

Ancak ilgili eski Bakan’ın aşağıdaki açıklamasına bakalım bir de;

“-Kasım 2017 itibariyle Türkiye genelinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı huzurevlerinde 13 bin 159, özel huzurevlerinde ise 6 bin 659 olmak üzere, toplamda 19 bin 818 kişi kalıyor… 160 bin civarında 65 yaş ve üstü yaşlımıza ise evde bakım desteği sağlanıyor.” (Fatma Betül SAYAN KAYA Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı)

2000 yılında huzurevlerinde barınan yaşlı sayısı ise 7 bin civarında idi. 17 yılda %300 artış… Barınmak için dilekçesi bulunup başvuranların sayısı ise bir hayli çok…

Peki soralım şimdi…

Her geçen gün nüfusu yaşlanan batı dünyasında kronik hale gelen yaşlı intiharlarını durdurmak, ötanazi taleplerini azaltmak maksadıyla küresel kapitalizmin adeta bir kandil gecesi gibi kutlanması için icad ettiği, bunalımdaki yaşlılara senede bir günün özlemiyle yaşama umudu sağlama amacıyla ortaya attığı ANNELER GÜNÜ… BABALAR GÜNÜ… Belki batı dünyası için bir anlam ifade ediyor olabilir…

Müslüman bir ülkede 17 senede huzurevinde barınan yaşlı sayısı %300 artmışsa, bu bize günah olarak yetip de artmaz mı!

Hangi Anneler Günü kutlaması bizi bu vebalden kurtarabilir!

Dedesi ve anneannesi/babaannesi ile aynı evde büyüyen kaç torun kaldı? Siz ondan haber verin!

Yoksa anasına ve babasına hürmette 364 gün kusur etmeyip, bir günü de annesine ve babasına hediye alıp onun için özel bir gün olarak tahsis etmesine kimsenin itirazı yok…

Ve’s-selam

İrfan BAYIN

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir