Corona Virüs süreci başladığı zaman alınan tedbir kararlarından biri de “Camilerin açık tutulması kaydıyla cemaatle namazın iptali” idi.

Elbette ibadetine düşkün, hele hele 5 vaktini de camide cemaatle kılmaya özen gösteren her bir Müslüman, bunun doğru bir karar olduğunu kabul etse de hüzün duymuştu. Bu hüznü duymamak da mümkün değildi. Bu hüzün, insanın imanından kaynaklanan bir durumdu ve son derece normal bir durumdu.

Ancak özellikle sürecin ilk zamanlarında bu hüznüyle duygusal söylemlerde bulunanlar hiç de az değildi. Öyle ki;

“-Biz layık olamadık, ALLAH DA BİZİ CAMİDEN UZAKLAŞTIRDI…” gibi sözler sarfedildi.

www.karabukmeydanhaber.com ‘da bu tutumun yanlış olduğuna dair bir köşe yazısı yazdığımda da fakire eleştiri sınırlarını aşan yorumlar yazanlar olmuştu…

Şunu peşinen söyleyeyim; Hiçbir şey Allah’ın bilgisi, kontrolü, izni dışında değildir. Nitekim Rabbimiz; “-Onun bilgisi dışında bir yaprak bile dalından düşmez.” (6/Enam-59) buyurmuştur.

Ancak yanlış olan, Futurist bir zihniyetle, dünyada gerçekleşen her olayın faili olarak Allah’ı göstermek, şahsi düşüncelerimizi Allah’a izafe etmek, daha doğrusu Allah’ın fiillerine kul olarak Allah adına gerekçe gösterip, Allah adına konuşmak idi…

Eğer bu yaklaşım doğruysa; Bugün devletin bir resmi kurumu olan ve başka kurumlarla da istişarelerin sonucu olarak DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI’mızın “Camilerimizde yeniden 5 VAKİT namazın cemaatle kılınabilmesi” kararı hakkında ne düşüneceğiz?

“-Allah tevbemizi kabul etti, bizi afetti, tekrar Allah bizi camilere kabul etti…” mi diyeceğiz?

İnsan olarak herkes kendi günahını da bilir. Az çok başına gelenlerin neden geldiğini de eğer nefis muhasebesi yapabilirse, tahmin de edebilir. Bunda bir sorun yok. Ama tüm insanlığın yaşadığı olayları Allah adına beyanat verir gibi şahsi yorumları Allah’ın fikri gibi göstermek son derece sakıncalıdır. Bunun en büyük sakıncası da DEİZMİ KÖRÜKLEMEKTİR.

Alınan tedbir kararını “günahlar sebebiyle Allah’ın insanları camiden kovması” olarak göreceksek, şimdi şu sorulara cevap verelim…

Camiden kovulmaya sebep olan günahlar yeryüzünden silinip kalktı mı?

Camiden kovulmaya sebep olan günahları işleyenlerin tamamı o günahları tamamen terk mi etti?

Camiden kovulmaya sebep olan günahlar dolayısıyla herkes tevbe etti mi?

Camiden kovulmaya sebep olan günahlar için tevbe edenlerin tevbesi kabul oldu mu? Bir tevbenin kabul olduğunun BAĞLAYICI bir delili var mıdır?… Daha birçok soru…

Eskiden çocuklara “Allah seni taş eder, Allah seni çarpar…” derlerdi, hatta biraz da sokak jargonuyla hala çok sık duyduğumuz “Abi ALLAH ÇARPSIN bak…” lafı dillerde dolanıyor…

Allah taş eder, Allah çarpar, Allah çarpsın diye diye… (Çocuklara) “Eğer gökten Allah koç indirmeseydi bu bayram seni kesecektik” diye diye… Neslimizin iç dünyadında Allah’a saygı ve sevgi anlamında Allah korkusu (takva) değil, “Allah fobisi” oluşmasına sebep olduk…

Sonuç: Deizm, Ateizm, hatta satanizm…

Lütfen kimse kendi fikrini Allah’ın fikri gibi piyasaya sürmesin.

Unutmayalım! Batı düşüncesinde haktan sapma; din adamlarının, yani Ruhban Kadro’nun Allah adına konuşmaya kalkışması ve bu söylemlerinin yalan olduğunun ıspatıyla “demekki tanrı yalan söylüyor” diye düşünmeye başlanmasıyla gerçekleşti…

Biz Müslümanız. Allah’ın sözcüsü değil!

İrfan BAYIN

Paylaş

One thought on “ALLAH KORKUSU mu ALLAH FOBİSİ mi”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir